Kayıtlar

Hala Sıcakken

Resim
Eylül'ün 1'i olunca hemencecik sonbahar gelecek sandım. Hava yazdan daha sıcak daha nemli sanki. "Sen misin öyle zanneden, al sana" der gibi suratıma fırlatıyor sıcağı bir de adeta... Serince yerlere baktım haritada. St. Petersburg çarptı gözüme. Rusya'da olanından. Oralarda bir parkmış bu. Oralarda gezsek şimdi ne güzel olur. Bak Hermitage Museum diye bir yer var St. Petersburg'da. Dünya'nın en zengin tablo kolleksiyonuna sahip en büyük müzesi. Sadece bir bölümünün sergilendiği eserlerinin toplamı 3 milyon. Her eserin başında bir dakika durup göz atsan, tüm müzeyi gezmek 10 yıl alıyor. Gitsek mi? "Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı" diye soranlara, "Müze geziyoruz kardeşim" deriz. Sebebimiz de havalı olur... Madem sıcaklardayız, şöyle bir bahçede kahvaltı etseydik bari? O da mı olmuyor... Hayalimizde hepsini yapalım o zaman. Ona bir engel yok. Kulağımızda da şu çalsın bari: Nadin Nerjan

Normal Mi?

Resim
Sondan bir önceki yazımın sonunda, buralarda bundan sonra çeşitli konuların olacak oluşunun sebebini şöyle açıklamıştım: Hazır sizleri burada toplamışken yemek gezi ve dans harici konular için bambaşka bir sayfaya taşınmayı düşünmüyorum şimdilik. "Buraları eskiden güzel yaşamak nasıl olurları anlatıyordu hep" demeyin. Sorguladıkça, inceledikçe ve irdeledikçe, daha önemlisi yaşadıkça tek bir çizgiye sığdıramadığın yaşamına birçok çizgi dahil oluyor ister istemez. Sözü şöyle bağlamak da başka yere taşınmaktan daha çok işime gelir. "Nasıl olsa 90 yayına gelene kadar konuların çıkış noktası, iyi yaşamak için kolları sıvamak değil miydi? O zaman bunun için ben de, iyi yemek, güzel gezmeler ve dans temalarıma, sanatın her türlüsünü, felsefenin en seçilmişini, bilginin kültürün tarihçesini, onun gerekliliğini, sorgulamanın en afillisini ekliyorum, hepsini de yapmayı en çok sevdiklerimin adı altında topluyorum. Yani Traveling Cooking Dancing altında.  Buralarda benimle kalın...

Bir Dirhem Özgür İrade

Resim
Çok sevdiğim Jason Silva'nın "Shots Of Awe" isminde bir kanalı var Youtube'da. Jason, National Geographic'de Zihin Oyunları isimli programın hazırlayanı ve sunucusu. Bir videosunu burada sizinle paylaşmak istiyorum. Video yaklaşık 3 dakika uzunluğunda. Ancak Jason'un seçtiği konudan bahsederkenki coşkulu haliyle birleşince, bende olduğundan daha uzun bir süre boyunca etkisini sürdürdü. Hala da sürdürüyor. Videonun başlığı "Özgür İrademiz Var Mı?" Önce "Özgür İrade" sözünün tanımına bakmak istiyorum sizinle birlikte. Extra link açma zahmetinden hepimizi kurtarmak adına, tanımı, Vikipedi'den olduğu gibi burada aktarıyorum: Özgür irade veya erkin irade, kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli elem ya da eylemleri gerçekleştirmede sergilediği kararlılık; belli bir durum karşısında, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk o...

Köyün Delisi

Resim
Nasıl bilirsiniz köyün delisini? Yeri yurdu genelde bellidir. Yerini kanıksadığından muhtemelen. Bir hayvanı vardır genellikle. Kuşlarla, köpeklerle, kedilerle arası çok iyidir. Saçı başı dağınıktır. Sakalı uzundur. Kadınsa kaşı bıyığına karışmıştır. Yanına yaklaşanları, akıl vermeye çalışanları, hayatını güzelleştirmeye çalışanları şiddetle uzaklaştırır yanından. Deliliğine konsantre olması gerekmektedir. Mucittir bunlar, icatları vardır. Hayatının ona "deli" diyenlerce iyileştirilebileceği fikrine karşıdır. Delilik mertebesinde bir level daha yükselir böylece kendine deli diyenlerce. Çok kıyafeti yoktur. Bedeni de gardrobudur çoğunlukla. Varı yoğu üzerindedir. Yıkanmaya çok ihtiyaç hissetmez. Saçı başı dağınıktır. Köyün insanlarının anlamadığı şeyler konuşur. İnsandan yana yanlızdır. Ne varsa yer, öyle yaşar, gider, ölür. Deliliğin bir ödülü olsa, köyde her sene düzenlenen deli kupasını kazanmak için delirmeye razı insanlar vardır bu hayatta. Ama öyle bir yarışma yoktur. D...

Bana Küçük Büyülerden Bahset!

Resim
Yav işte bazen senin söylemek istediklerinin hepsini bir anda biri yazmış oluyor. Sen kıskanıyorsun. Ama bu ilkel bir insan durumu, kıskanmak yani. O yüzden bunu bir tarafa fırlatıp atıyorum. Gerek yok çünkü. Daha önemli meselelerimiz var şimdi. Onun için şunu şuracıkta okuyacak üç-beş insan bulurum ümidiyle, yazıya dökeyim diyorum. O zaman başlayalım... Gel oku bak ne yazmış Ece Temelkuran Penguen'in 674. sayısında: "Herkes kendine yardım etsin!" gibi, kötü çeviri bir cümle bağırıyor kitap vitrinleri: Self-heeelp! Demek "okur" böyle bağırıyor: Heeelp! Dünya, milyonlarca imdat çağrısıyla dolu. Sınır tellerinden geçirilmeye çalışılan aç bir bebekten, canı sıkılan, fazla zengin ve meşgale arayan insanlara kadar çeşitlenen bir yardım çağrısı bu. Dünyanın büyük bir bölümü temiz su ve ekmek bulmaya çalışırken her nasılsa biz "kendini bulmaya" çalışanların imdat çağrısını daha çok duyuyoruz. Vitrinler hep bu derdin dermanıyla dolu. Garip değil mi? Açlık,...

Taraf Tutuyorum

Resim
Tarafsız değilim ve yargılıyorum. Çünkü düşünüyorum ve bana yakın olanı seçiyorum. Doğanın tarafını tutuyorum. Yeryüzünün en derinlerinden, gökyüzünün en yükseklerine kadar herşeyi kendine katarak bana hayat veren ağacın, toprağın görünmeyen yerlerinde beni yaşatmak için güneşten uzak günlerce yetişen patatesin ve havucun tarafını tutuyorum. Milyonlarca yıl sonra bambaşka galaksilerden bakteri olarak gelip evrilerek bugün gözümün içine bakıp yanımda sadece oturmaktan keyif alan köpeğimin tarafını tutuyorum. Doğanın bana verdiği bu dostun tarafını tutuyorum. Denizlerin tarafını tutuyorum. Serin rüzgarlar estiren açık denizlerin, sağı solu olmayan ummanların tarafını tutuyorum. Yaşamam için gereken bütün bolluğu, ekolojik dengeyi koruyan, akıntılarıyla iklimleri dengeleyen, haşmetinde ve kızgınlığında bile benim hayrıma çalışan denizlerin tarafını tutuyorum. Rüzgarların tarafını tutuyorum. Her esişlerinde bana nefes veren, yağmurları getiren, rüzgarların tarafını tutuyorum. Rüzgarl...

Muhteşem Bir Gün (Çocuklar İçin Tık)

Resim
Haziran 2015 ortaları, ilham üzerine ilham yağan, güzel telefonların ve haberlerin geldiği günlerdi. Sevgili dostum Meltem Ulu aramış ve Halikarnas Balıkçısı isimli çocuk kitabının yayınlandığı haberini vermişti. Hemen edinip elbette bir çırpıda okumuş, kitaptaki kahramanın, Arda olmanın tadına varmıştım. Çocuksu bir sevinç içimi kapladığı gibi düşünceler de sarmıştı beni. Daha çok çocuk okumalıydı böylesine eserleri. "Çocuk kitabından eser mi olur?" dediğinizi duyar gibiyim. Bu kitap çocuklara hayallerle dolu dakikalar geçirmesinin yanı sıra Cevat Şakir, bilindik ismiyle Halikarnas Balıkçısı'nın biyografisi niteliğinde ise olur. Ve bütün çocukların bunu küçük yaştan bilmesi, içinde bulundukları toplumun değerlerini küçük yaştan incelemesi gerekir. Çünkü onlar bizim geleceğimizdir ve bu lafta değildir. Ben de lafta kalmasın diye bir küçümen girişime giriştim ve şahsi facebook sayfamdan şöyle bir duyuru yaptım. " Blogum olan Traveling Cooking Dancing'i az...