Kayıtlar

Melül Olmaya Niyetim Vardı

Resim
D urduk yere gelmez huzur insana. Bir düşünce, bir şarkı ve bazen de bir resimdir onu bize getiren. Masalsı ortamlara ulaşmak için bazen çabalamak, bazen hedef koymak gerekir. Ama illa ki çalışmak gerekir. Bir gülümsemedir ve mutluluktur aslolan. Herkese göre değişir onun sebebi ve sonucu ama her zaman çaba gerekitirir. Hayal gücünüzü geniş tutmak da işin bir parçası. Ve daha bir dolu etmeni vardır o dingin hali yakalamanın. Eninde sonunda en iyisini hep siz bilirsiniz. Bir başkası sizi neyin mutlu edeceğini bilemez. Şanslıysanız bir yol göstereniniz, zevkinize burun kıvırmayanınız vardır. Sonbaharla ilkbahar arasında gidip gelen ömürken yaşadığımız, ne ilktir ne sondur o baharlar. Yaşam varoldukça hep varlar ve hep olacaklar. Neden ilk neden son denir bilinmez ama onlardır en çok bizi düşüncelere sürükleyen sanki. Hüzün derler en çok yakışan ona, ama görmek isteyen huzuru da görür onda. Sessizlik, sıcak ev, en sevdiğimiz kazaklar, kestane kokusu, gidip gelen bulutlar hep ond...

Siz Bizim Fransızlaştıramadıklarımızdan Mısınız?

Resim
Ş u saatlerde siz öğle yemeğinizi yerken ben de bu molayı fırsat bilip sizinle bir hikaye bir de hayal paylaşmak istiyorum. Ben yazmayı bitirdiğimde, siz de molanızı bir kahveyle taçlandırıyor olacaksınız. Şimdiden iyi okumalar ve iyi düşünmeler.. Önce hayal: Düşünün, yanınızda sevdiceğiniz veya sohbetinden sonsuz keyf aldığınız dostunuz, arabaya atlamış Bozcaada'ya gidiyorsunuz. Bu mevsimde Bozcaada mı? Evet neden olmasın? Tatlı bir sıcak var önümüzde, değerlendirilebilir pekâlâ. İstanbul'u arkanızda bıraksanız da kolları uzundur. Sizi dünyaya da bağlar kendine de, ama asla bırakmaz. Fon müziği gerek bu yolculuğa. Ben Enrico Macias seçiyorum bugün. Tatlı sesinden bir Zingarella... Bu şarkıyı niçin dinlemiştiniz şimdi? Başka şarkı mı kalmamıştı? Pek çokları ve niceleri var, ve belki bu ve bunun gibileri farkında olmadan sadece sokaklarda kulağınıza çalındığında dinliyordunuz artık. Ancak siz de benim gibi %100 İstanbul'u okuyanlardandınız ve başlığın adını aldığı şu...

Kasım, Pazar ve Niceleri

Resim
Kasım yüzümüze nasıl gülümser? Bohemdir, soğuktur, hüzünlüdür, günler kısa; renkler sepiadır... 

Üçbin Yıllık Birikim

Resim
Bir sürü yeni kitabım oldu... Bunların arasında şu an elime aldığımı paylaşacağım sizlerle; Ali Polat, ÜÇ BİN YILLIK BİRİKİM... İnsan, yaşam, dürüstlük, güven, güç, cesaret, sırdaşlık, akıl, yaratıcılık, mutluluk, vefa, başarı ve bizleri çok yakından ilgilendiren, sürekli izini sürdüğümüz birçok konuda, önemli düşünür, felsefeci, politikacı, edebiyatçı ve tarih sayfalarından tanıdığımız bir çok ünlü isimlerin tarihe yön vermiş, onu yansıtan önemli sözlerinden oluşuyor bu 510 sayfalık eser. Biliyorum, her gün facebook ve twitter'da birilerine atarlanmak için bu sözlerden bilip bilmeden faydalanıyoruz. Fakat bunları hayatımızda hazır bulundurmanın, başka bir değişle, onları derlemenin neden önemli olduğunun altını, yazar Ali Polat o kadar güzel çizmiş ki, bu "sunuş"u paylaşmamak ona, onun gibi, benim gibi düşünenlere haksızlık olacaktı. " Sözlerle duyarız, sözlerle düşünürüz, sözlerle konuşuruz. Sözlerle algılarız hayatın tadını. Sözlerle severiz. Sözlerle nefre...

Kiminiz Düdüktür Öter, Kiminiz Dumandır Tüter

Resim
Kıymetini bilemediğimiz için kısa süre sonra elimizde kül olarak kalacak olan değil, harcamaya doyamadığımız için, geçmişten ders alıp geleceğe bakamadığımız için, güzel olana bakmaya bayılıp da onu güzel tutmak için kenetlenmekten aciz olduğumuz için, hepimizin içinde birer kral birer padişah yattığı için, çokça dönemlerden geçip yorgun düştüğü için çoktan neşesini kül rengine çevirdiğimiz İstanbulumuz'a bir bakıp da duygularını dökmek isteyen bir biz değildik, şiire, masala, kağıda, fotografa... Bir Orhan Veli vardı mesela... Galataya bakıp şöyle diyen; Dikilir köprü üzerine, Keyifle seyrederim hepinizi. Kiminiz kürek çeker, siya siya; Kiminiz midye çıkarır dubalardan; Kiminiz dümen tutar mavnalarda; Kiminiz cimacıdır halat başında Kiminiz kuştur, uçar, şairane; Kiminiz balıktır, pırıl pırıl; Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra; Kiminiz bulut, havalarda; Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı, Şıp diye geçer köprünün altından; Kiminiz düdüktür, öter; Kiminiz dumand...

SAL YAN GOZ

Resim
Uzun bir ara. Öyle uzun bir ara ki, bu sefer gerçekten "uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz" şeklindeki bir açılış cümlesini hakediyor.  Ne zamandır facebooktan döküyordum içimi. Bugün sizi "read more" tuşundan kurtarmak istedim. En samimi halimle buradayım.  Elektrikler kesildi. Okuma ışığım adada kaldığımdan elimde el feneri, (madenci edasında demeye dilim varmıyor ama öyle) kitap okuyup kahve içip ısınmaya çalışarak bir akşam geçirdim. Dışarıda normal bir İstanbul Eylül'ünden çok daha soğuk bir hava var. Yazdan birşey anlamadığımız gibi sanırım artık bundan sonra hiçbir mevsimin kendi tadı olacak gibi görünmüyor. İstanbul'da fırtınalar, hortumlar... Bu kış boğazda buz blokları bile görebiliriz. Keşke iskele kenarlarında kösele ayakkabı yün kasket ve parkalarıyla hayatı sorgulamaya çalışan ve bunu yaparken kimselere zararı dokunmayan genç beyefendiler, hanımefendiler de görsek. Hazır renkler uzun zamandır tat vermiyorken '70'lerin Ara Gü...

Pazar Günü Çok Eylemdik

Resim
İSTANBUL "İnsan olmak" yazdım Google'a... Kitap, film isimleri filan çıktı. "İnsan olmak vikipedi" yazdım bu sefer. İlk ilgili seçenek "Narsisizm". Hadi bakalım... Demek ki bunun net bir tarifi yok. Belki Milat dönemlerinde birkaç tablet üzerine erdemlerimizden ve yapmamız gerekenlerden filan bahsedildi ancak zamanla bir kışlık bir yazlık ev sahibi olmak, bir araba sahibi olmak, iş kurmak, kendisini ve ailesini geçindirmek, Türkiye'de yaşıyorsanız ve azınlıksanız sesinizin desibelini iyi ayarlamak, bir facebook hesabı edinmek, çağa ayak uydurmak, gündemi yakalamak, başkalarına faydalı olmak, kendimize saygı duymak, inançlı ve yardımsever olmak, duyarlı olmak ve daha neler neler eklendi. E haliyle tabii, kafalar karışık. Uzun yazıları okumaya sabrı, mecali, vakti, merakı olanlar kadar olmayanlar var aranızda. Biliyorum. Kafamdakileri toparlayabilmek için bu yazının uzun olacağını şimdiden hissediyorum. O halde kaldık mı siz okuyacak olanlarla başbaş...