Müzigin Dili Yok / Music Has No Language

MÜZİĞİN DİLİ YOK
Merhaba sevgili dostlar,

Bu entry belki de tüm yayınların içinde yazarken en çok zorlanacaklarım arasında olacak, çünkü çekimi gerçekleştirirken de, yayına hazırlarken de hissettiğim heyecanı kelimelere aktarmak gerçekten çok zor. 

Birkaç gündür sessiz sedasız kocaman bir ekip olarak bu yayına hazırlanıyoruz. Hakkında en ufak bir ipucu vermek bile büyüsünü bozacağından, çıt çıkarmadan sessiz sakin montajımın bitmesini bekliyordum. 

Ve şimdi sizlerle 8 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirdiğimiz çok özel buluşmalardan sadece bir tanesini paylaşabiliyor olmaktan gurur duyuyorum. Öncelikle niçin "gurur" kelimesini kullandığımı, daha sonra neden "bir tanesini" paylaşabildiğimi anlatayım:


Gurur duyuyorum çünkü biz "natadinmare" için Tamar'la birlikte yola çıktığımızda, inanın yolumuzun nerelerden geçeceğini ve nerelere varabileceğini asla ve asla planlamamıştık. Derler ya, "nereye vardığınızın bir önemi yok, önemli olan yolun kendisidir." İşte aynı bu sözü destekler gibi biz de yolun kendisinin tadını çıkarmaya başlamıştık ki, damağımızda unutulmaz lezzetler bırakan olaylar kesti önümüzü. Yolumuzun bir gün çok sevgili dostumuz, meleğimiz, Anna Sivaslıyan ve Anna'nın Tijen'i sevgili Tijen Bolulu ile kesişeceğini söyleselerdi, bunun bir rüya olduğunu düşünür, uyanmamak için yorganı kafamıza çeker ve gözlerimizi sımsıkı yumardık. Fakat günler tesadüfleri, tesadüfler bir sürü akıl erdiremediğimiz kapıları çıkardı karşımıza. Önce Eskibağ Paradisos'un kapıları açıldı önümüzde ardına kadar, ve şimdi de Tijen Bolulu'nun "müziğin dili yok" ailesine can verdiği yuvasının eşiğindeydik... 

Cumartesi günü o yuvanın bir parçası olmaya davetli olduğumuz kadar, bir sürprizin de habersiz misafiri olduk. Komşumuzdan, yakın kıyımızdan, aynı ufku paylaştığımız toprak Yunanistan'dan çok sevgili Maria Stafylopati Μαρία Σταφυλοπάτη ) çıkageldi karşımıza. 

Maria Stofylopati'nin, Yunanistan'da bilinen, tanınan ve sevilen bir ses sanatçısı olduğunu biliyorduk. Fakat sohbet ettikçe, daha derinlerinde, müziğin kendisinden bile daha derin bir dünyası vardı ve bunu sadece bizlerle paylaştı. Müzik hissedilmeden yapılmıyordu ona göre. O his, müziği icra edende olmalıydı ki, dinleyici de o duyguları alabilmeliydi Maria'ya göre. 

Bu duygu yüklü anları sizlere, elimden geldiğince izleyeceğiniz videoda aktarmaya çalıştım. Bu vesile ile buradan da 12 Şubat Çarşamba akşamı, saat 22:30'da, Tijen Bolulu'nun radyosu olan Müziğin Dili Yok adlı radyoda, www.muzigindiliyok.com adresinden yapacağı canlı yayında, temanın Yunan Müzikleri olacağını da duyurmak benim için bir mutluluk kaynağı. 

Bunca zamandır çoğunuz gibi, ben de kulağıma hoş gelen, her döneme ait seçilmiş şarkılardan oluşan kaliteli müzik adı altında toplayabileceğiniz her tür müziği dinliyorum. Ancak hayatımda ilk kez, bir müzisyenden müzikle ilgili bu kadar net ve dokunaklı bir duygu aktarımı yaşamak, paha biçilmezdi. 

Gerçekleştirdiğimiz çekimi özel kılan sadece ve sadece bu değil elbette. Her zamanki gibi Tamar mutfakta, bu ropörtaj gerçekleştirilirken, harikalar yaratmaya devam etti. Bizlere cheesecake tiramisu adını verdiği bir tatlıyı yapmak için sessiz sedasız yeni asistanı sevgili Naz'la birlikte çalışmaya devam ettiler. 

Anna Sivaslıyan'ın tercümanlığını yaptığı Tijen Bolulu ve Maria Stafylopati ropörtajı ve Tamar'ın mutfağı günümüzün sadece bir kısmını oluşturdu. Devam eden saatlerde, çok özel ve önemli bir buluşmaya daha şahit olduk. Sonrasında ise Giritimu Restaurant'ta bu buluşmayı güzel bir yemekle taçlandırdık. Gelin görün ki, 4 saatlik süren bu çekimi, konulara ayırmak zorunda kaldım. Bu sebeple Cumartesi günü gerçekleştirdiğimiz çekimlerden bir diğerini, önümüzdeki günlerde yayınlayacağım. 

Traveling Cooking Dancing olarak, bugün, belki de bu yola çıktığımız için en çok mutlu olduğumuz, en çok "iyi ki" dediğimiz günlerden biri bizim için. İlk yayınımızı dün gibi hatırlıyorum. "Birlikte güzel yaşamanın ne olacağını bulacağız belki de" demiştik. Biz, yolumuzda bizim gibi düşünen dostlar bulduk bugün. İyi yaşıyorlardı, kaliteli yaşıyorlardı, çünkü kalplerinin sesini dinlemeyi asla bırakmamışlardı, çünkü iyi yaşamanın çok paraya sahip olmakla alakası yoktu onlar için de aynı bizim için de olduğu gibi ve çünkü bir bardak kahvenin gerçekten 40 yıl hatırı vardı, ve çünkü bir nağme, iki yakayı, birbirine bağlıyordu, ve o bağ, sadece bir gülümsemeyle kurulabiliyordu...
Ne mutlu bize ki bugün bu dostlarımız yanımızda, evlerini, yuvalarını, kalplerini bizler ve bizim gibi hisseden herkes için açtılar.. Ruhlarımızı sevgiyle doldurdukları için, kendilerine çok teşekkür ediyoruz. 

İyi seyirler dileriz
Sevgilerimizle

Nadin Nerjan & Tamar Bal 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tatlarla Anıları Paylaştık

Köyün Delisi