Bilinçli Yanlızlığın Frekansı

Geniş zamanlı cümleler içinde kaybolup dururken bir de kırmızı çizgiler ile keskinleştirdiğimiz küçücük dünyamızı daha da küçültür dururuz farkında olmadan. Küçülmeye, büzüşmeye, çürümeye, gerilemeye meyillidir insanoğlu çoğu zaman kendine gereken tüm yaşamsal edinimleri katmadığı sürece. Edinimlerin süregelmesi gerekir. Bisikletle bir yerden bir yere gitmek istiyorsak pedal çevirmenin sürekliliği kadar kaçınılmaz bir olgudur hayatta kendimize edinmemiz gereken süreklilik. Nereye gideceğimizi bilmesek bile sürekli gitmek durumudur bu. Bu gidişlerde gördüğümüz her şeyi hayalî heybelere katmak da gerekliliklerdendir. Yeri gelsin gelmesin, güzel rüyalar görmek, güzel sohbetler etmek, güzel hayallerde bulmak için kendimizi, nefes almak için, güzelliklere, bilgiye, bilgeliğe, ruh ve yaşam enerjisine ihtiyacımız var.

Yanlızlığın can sıkmayan asaletini yaşamayı tercih ediyorsak bile, yanlızlık için bile donanımlı olmaya ihtiyacımız var...

O yanlızlığı bilinçli olarak seçmiş göçmen bir balina gibi mavi uzayda sürükleneceksek bile bizi biz yapanın ne olduğunu bulmaya, bulduktan sonra yine o yolda sessiz sakin devam etmeye meyilimiz olmalı. Manasız amaçsız değil, bilinçli, güvende ve emin halde ilerlemek gerek. Belki geç keşfedilip ilham verdiklerimiz olacaktır. Geç bulunmak, bazen de yetişilemeden hatta daha selamlaşamadan geçip gidecektir koca bir hayat. Bu olasılığın varlığı bizi ilerlemekten, kendimiz olmaktan alıkoymamalı...

Yanlızlığın can sıkmayan asaletini yaşamayı tercih ediyorsak bile, kendimiz için ilerlemeye ihtiyacımız var....

1990'ların başında keşfedilen, yanlızlığını kendi seçmiş, ses şiddeti diğer balinalardan farklı olduğu için hiçbiri ile iletişim kuramayan, göçlere katılamayan, ama hala sağlıklı, hala şarkılar söylemeyen devam eden mutlu 52 Hertz gibi. Adı bu. O dünyanın en yanlız balinası. Bilse ona bakıp gördüğümüz trajediyi, belki de gülüp geçecek olan balinası... Ve varoluşumuza dair geriden geriden gelen ama her seferinde itiştirip kakıştırdığımız içgüdülerimizin herkesten farklı olan frekansına kulaklarımızı kapatmayı bıraktığımızda, bizler de onun gibi bizlere yüklenen trajedilere gülüp geçserken yakalanmış bir karemize bakarken bulacağız kendimizi. Çok çok eskilerin "ilahi" dediği ana bakarken yani...



Andy Othing'in ona ithaf ettiği Migratory Patterns... Bütün varoluşa odaklanmak istediğinde fonda çalabilecek en şahane seslerden oluşuyor...

Şarkı isimleri sırasıyla... Hiç Kimse İçin Şarkı, İnatçı, Derinlikler, Göç Yolu (Deseni), Elveda...


İyi hayallemeler dilerim
Nadin Nerjan



Bu blogdaki popüler yayınlar

Tatlarla Anıları Paylaştık

Köyün Delisi

Müzigin Dili Yok / Music Has No Language